Teksas’ın Saklı Notaları

Teksas'ın Saklı Notaları - Doğu
Teksas'ın Saklı Notaları - Doğu

Onlar hakkında pek çok bilgiye erişmek mümkün. Ben daha çok onların hissettirdiklerini anlatmak istiyorum sizlere.

2006 yazında Teksas eyaletinin Austin şehrinde doğdu bu özel grup. Bir çoğumuzun hayatına “The Winter” parçaları ile girdiler. “Nefes: Vatan Sağolsun” filmini izlerken yutkunmakta zorlandığımız sahnelerin birisinde çalan o muazzam ezgiyle.

(The Winter)

Askere yeni gelmiş ve sırayla saç traşı olan gençlerin nemli gözleriyle başlayan ve

“Hepsi başkadır bu çocukların. Yüzleri, elleri, sevdaları ve korkuları başkadır. Fark etmezsiniz onları. Neden onları fark etmediğinizi anlamazlar bile.” şeklinde devam eden diyalogların arkasında çalan o sihirli ezginin mimarlarıydı onlar.

Sizlere bu özel grubu tanıtmaktan onur duyuyorum. Balmorhea.

Deneysel – Ambient müzik türünün en yeni yüzlerinden olan Balmorhea, ilk albümleri olan ve aynı zamanda grubun ismini taşıyan “Balmorhea” albümlerini Nisan 2007 yılında çıkardılar. Grup üyeleri ise şöyledir:

Rob lowe (gitar, piyano, melodika, banjo), Michael Muller (gitar, banjo, piyano), Aisha Burns (keman), Dylan Rieck (çello), Travis Chapman (kontrbas), Kendall Clark (perküsyon).

Balmohea grubu, ilk albümleri ile bir anda büyük ses getirmiş ve kısa sürede dikkatleri üzerlerine çekmişti. Bu albümde yer alan “If Only You Knew The Rain” parçası ise özellikle öne çıkan eserleri olmuştur.

(If Only You Knew The Rain)

Nasıl olmuştu da kıtalar ötesinde müzik yapan bu mütevazi grup insana dair, bize dair her hisse bu kadar hitap edebilmişti bilemiyorum. Onları keşfettiğim andan itibaren cama dokunan yağmur damlaları, hatırlanan en huzurlu anlar adeta ete kemiğe bürünmüştü ve karşımda duruyordu. Balmorhea içimizdeki fırtınayı, hasreti ve neşeyi bir şekilde notalara geçirebiliyordu.

Bir seyahet esnasında yaşanan özlemi ve huzuru, karanlık ve yağmurlu bir günde yaşanan yersiz ama kuvvetli kaygıları. Aşkı, çimenlere uzanıp hızlıca geçen bulutları notalara yükleyerek her nerede olursak olalım bizlere sunuyorlardı.

Ardından 2008 yılında “Rivers İn Arms” albümleri geldi. Bu albümlerindeki doğaya eğilimleri her beyanlarında dile getirdikleri ve etkilendiklerini söyledikleri Ludwig Van Beethoven, Ludovico Einaudi gibi çok önemli isimleri teyit eder nitelikteydi.

Bu çalışkan grup hemen hemen her sene bir albüm oluşturdu. 2009′da All Is Wild, All Is Silent , 2010′da Constellations ve 2012′de Stranger albümleri takip ediyor. 2011’de ise Live at Sint-Elisabethkerk adlı konser albümlerini çıkardılar. 2014 yılında HEIR EP adlı iki parçalık bir çalışma yaptılar.

All Is Wild, All Is Silent albümlerindeki “Remembrance” şarkıları ise bir harikadır.

(Remembrance)

Remembrance bana hep hatırlayabildiğim bütün aile büyükleri ile büyükçe bir masada yenen bir akşam yemeğini anımsatır. Gözlemlerimi kapatırım ve masadaki tatlı telaşı, bu güzel dakikaların bir an geldiğinde biteceğini ve insanların kesik kesik yüzlerini düşünürüm. Huzurla karışık bir hüzün kaplar zihnimi. Sonsuz olamayan huzurun verdiği bir hüzün. Ardından bastıran yağmur ve bulduğu ilk üstü kapalı yere koşturan insanlar. Balmorhea budur benim için. Zaman ve mekan farketmeksizin bunları bana notalar ile hissetiren kahramanlar.

Dünya ve Avrupa Turneleri kapsamında iki kere Türkiye’ye de geldiler. 11 Nisan 2013 ve 19/20 Kasım 2014’de İstanbulda muazzam konserler gerçekleştirdiler.

Canlı performansları da en az stüdyo kayıtları kadar güzel bu mütevazi grubu bir gün en önden dinlemeyi can-ı gönülden istiyorum.

Dinlerken yaşama dair, bütün zaaflarımızı ve gerçeklerimizle beraber, ölümü, aşkı, mevsimleri ve güzel günleri hissetmenizi diliyor ve All Is Wild, All Is Silent albümlerinden Harm and Boon parçaları ile yazımı bitiriyorum.

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir