Rüya Gazisi

Rüya Gazisi - Durali Toprak
Rüya Gazisi - Durali Toprak

Buradan aşağı inebilir misin, diye soruldu. İnemem demem mümkün değil. Diğer taraftan da oradan aşağı tek parça inmem zor görünüyor. Ben korku ve ümitsizlikle acabaları sıralarken sayıldı: bir, iki, üç. Üçü duyunca atladım gayri ihtiyari. Kendimi kontrol etmem çok zor, hem üçü duydum hem de gerçekten bacaklarım kendiliğinden savruldu birden, savruluyor. Her yer kahverengi, ıslak kahverengi. Ayağımın toprağa basabildiğini hissedebilsem ıslak kahverengi toprağın kıvamı hakkında da bir şeyler söyleyebilirdim ancak tahmin yürütebiliyorum: yağmuru yeni yemiş ve sanki balçık. Hiçbir şey hatırlamıyorum.

Dere yatağındayım. Sağım, salimim. Dikkatimi celbeden ilk şeyse pantolonumun paçaları. Ben ne ara katladım bunları? Adım atmaya çalışınca dikkatim ayaklarıma yöneldi. Her biri en az 80 kilo. Yürüyemiyorum. Bu mühim değil, yürürüm. En sonunda artık başarıma odaklanıyorum. Yukarıya muzaffer bir komutan gibi bakıyorum. Yukarı da bana bakıyor. Aslında bakmıyor, eziyor tam olarak. İstenmeyen bir böcek gibi, köseleyle kaldırım taşının arasındayım. Üzerimde yarı daireler çiziliyor. Kendimi toparlamak için yukarıya nasıl çıkacağımı düşünmeye başlıyorum.

Şimdi ben buradan nasıl çıkacağım? Zaman kazanmam lazım. Tebessüm ederek kısa bir süre yukarıya bakıyorum. İmreniyorum. Keşke orada olsaydım. Keşke birisi saysa, bir, iki, üç. O zaman kesin çıkarım. Hatiften bir seda bekliyorum, bir, iki, üç. Yok, gelmiyor. Yeterli zamanı kazandığımı düşünerek kendi kendime sayıyorum: bir, iki, üç. Üçü saymam biter bitmez atılıyorum yukarıya.

İşte, ellerim de ıslak kahverengi toprağa gömülüyor. Şimdi tam olarak hissedebiliyorum, yağmuru yeni yemiş, sanki balçık. Dizlerimin üstündeyim, galiba sürünüyorum. Yukarıya bakamıyorum. Yukarıya bakmam lazım, daha ne kadar sürüneceğim, bilmem lazım. Bilemiyorum. Ortalama bir insan ömrü geçiyor galiba, sonunda yukarıdayım. Yukarıda olunca ezilmiyor insan, ezmiyorlar. Ama görmüyorlar da sanki. Kimse benimle ilgilenmiyor. O an ezilmek istiyorum, ezen bilir çünkü neden ezdiğini. Ezilmiyorum, ezmiyorlar. Ben aslında yokum, bunu hissediyorum. Sesleniyorlar: git, elini, ayağını yıka, arın. Yoksa buradasın, yani olmayacaksın. Olurum, olurum, hele bir sigara verin, diyorum, gülüyorum.

3 Yorum

  • Derviş Bey diyor ki:

    Fevkalade sürrealist bir çalışma.

  • Ramazan ERGÜL diyor ki:

    rüya mı yoksa hayatın sona eriş çizgisi mi.. yaşarken dolmuşa binip ezilen.. son yolculuk omuzlarda bitiş noktasını geçerken rahat bırakılan farkına varılmayan. başucunda herkesin başka alemde gezdiği bir olay mı nereye çeksen oraya gidiyor.. herkes kendine birşey bulur.. çok güzel… emeğin zayii olmasın.

  • Leyla diyor ki:

    Balçık önemli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir