Git Başımdan Geri Zekâlı!

Git Başımdan Geri Zekâlı! - Emre Şahin
Git Başımdan Geri Zekâlı! - Emre Şahin

Üniversitede arkadaş hoşlandığım kızı göstereceğim, demişti. Fakülte kapısından çıkan biri için, “Bu mu” diye sordum. O çok güzel, hoşlanamam ki diye cevap verdi.

Bu mütevazı adam hoşlandığı kıza açılmak için yaklaşık bir sene bekledi ve reddedildi. Duruma aldırmadan öyle uzaktan iki yıl daha, kendi imkânlarıyla hoşlanmaya devam etti arkadaş. Bir insanın gözünüzün önünde kendi imkânlarıyla birinden hoşlanmaya devam edebilmesi dünyanın en kahredici şeyi. Her seferinde bir bahaneyle ‘belki’ denen açılması zor kapının kilidine bakıyor, umut ve çaresizlik arasındaki merdivenlerde inip çıkmaktan yorgun düştüğü hâlde bunu kimseye belli etmemeye çalışıyordu.

Kız biriye çıkmaya başladı. Kolları dövmeli, bir kızın diğerini “Bu seni üzer,” diye uyardığı tiplerden. Kantine getirdi. Bizimki duydu bunu. Dönem sonuna kadar kantinde koridorun arka tarafındaki uçak motorlarının arasında yedi gözlemeyi, girmedi içeri. Yaz bitip okul yeniden açıldığında defterini kitabını kaplayan ilkokul çocuğu heyecanıyla geri geldi adam. Adam hep geldi, hep sevdi. Yok, olmuyor kız başkası, bir diğeri, öteki, beriki, lan yok olmuyor işte, kız çıkıyor aman Allah’ım durmuyor. Tıpçısından Güzel Sanatlar talebesine, Eğitimcisinden Ziraatçisine… Teselli olsun diye, o kaybeder filan diyoruz ama kendimiz de inanmıyoruz. Bizim gözümüzde en kıymetli yatırım aracı kardeşimiz tabii. Sonra? Sonra bekliyorsunuz ki çıktığı çocuklar kıza kötü davranıp bizim saf arkadaşımıza bir şans versin, onun ne kadar temiz yürekli olduğunu anlayıp mutlu olsunlar. Hayır efendim, kusura bakmayın. Kısa da olsa kızın ilişki durumunda bir boşluk oldu. Bizimki tekrar konuşmayı denedi. “Git başımdan geri zekâlı!” deyip son kez yolladı bunu.

Sen onca şarkıyı onu düşünerek hüzünle dinle, sonra, “Git başımdan geri zekâlı.” Evet, aynen böyle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir