Az Ünlü İnsan Dosyası

Az Ünlü İnsan Dosyası - Emre Şahin
Az Ünlü İnsan Dosyası - Emre Şahin

Amerikalı film yapımcısı ve yayıncı Andy Warhol’un meşhur sözünü duymuşsunuzdur: “Herkes bir gün on beş dakikalığına ünlü olacak.” Peki ya on altıncı dakika? Resimdeki adamla hemen her cuma Dikilitaş’ta bir camide karşılaşıyorum. Dikkat Şahan Çıkabilir Şov’la ekranlara merhaba diyen, yüzbinlerce dershane öğrencisini boş hayallere sürüklemiş Kavak Yelleri dizisiyle kariyerinde zirveye ulaşmış bu oyuncuyu tanıdınız mı? Evet evet gözünüz ısırıyor ama…

Yeterince yakışıklı ya da güzel olmadıkları için birer az ünlüye dönüşen bu insanların psikolojisi hakkında hiçbir fikrim yok. Ama kendileriyle karşılaştığımda ne yapacağımı bilemediğimden canım çok sıkılıyor. Ne diyeyim bu adama, hutbe bu cuma bir harika? Olmaz. Hayranınızım da diyemem. Ne hayranlığı. Kaçamak gözlerle secdeye inişini izliyor, sonra da yanından geçip öylece gidiyorum.

Onlar…

Bir az ünlü mağazanıza gelse, dükkânıma ünlü geldi diye heyecanlansanız ama mal satarken para kazanmaya çalışacak kadar kendinizde olursunuz. Fakat çok ünlü biri kapıdan içeri girdiğinde beyninizin kar amacı güden lobu uyuşur, onu görmenin dayanılmaz hoşluğuyla yüzüne bakar, fotoğraf çektirir, aldığı ürün pahalı değilse hediye etmek istersiniz. Ama az ünlüde işler değişir. Yüzüne bakmaktan hoşlanırsınız da çok ünlüden daha az paralı az ünlü müşterinize bir pazarlık anında tereddütsüz “Kurtarmaz kurtarsa can feda” dersiniz.

Wesley Sneijder lokantanızda yemek yedi diyelim, üstelik Galatasaraylısınız, hemen “Senin paran burada geçmez, bu da bizden olsun şuni” der, gevşeyip para almazsınız. Aylık kazancınız ceketine yetmez; atletinizin yıkanmaktan markası solmuş etiketi sizi ayıplar; yeğeniniz gofret istese en fındıksızını, anneniz çerez istese en bademsizini götürürsünüz eve ama Hollandalı yıldızdan yemek parası almazsınız. Nazillispor sol beki gelip dükkânınızda kuru pilav yese umurunuzda olmaz. İçmediği suyu adisyona karalar; yirmi bir lira tutan hesap için cebinden çıkan yirmi ve elli tl’yi görüp yirmiyi ver yeter, demeden elliyi alır, bozukluk çıkmazsa utanmaz yan esnaftan bulur buluşturur o bir lirayı garibime yar etmezsiniz. Olur da tanırsanız mahallenize gelen az ünlüyü ayıplar, buralara kadar düşmüş, dersiniz. Ama ünlü gelip karşınızda hoşaf içse tevazu der alkışlarsınız.

Dünyanın Bütün Az Ünlüleri Birleşin!

Buradan çağrımdır, bu güç bir araya gelse önünde kimse duramaz. Kendileri, onlarla her zaman gurur duyan akrabaları ve arkadaşlarıyla dünyanın en büyük ve en güçlü topluluğu örgütlensin. Hababam Sınıfı’nda arka sırada takılan gözlüklünün akrabalarından Kibar Feyzo filminde Kemal Sunal’ın yanında duran iki askerin torunlarına; şarkı yarışmalarının ilk bölümlerinde elenen popçulardan iş yapmayan arabeskçilere; sahaflar çarşısının girişindeki uzun saçlı, uzun sakallı Hüseyin Avni deden Memnun Kaygısız’ın oğlu Eleman’ın amerikan özentili patronuna ve daha nicelerine uzanan güçlü ve büyük bir halka için el ele verin ve sesinizi yükseltin.

Bu ara yazıyı okuyorsan Cemil Büyükdöğerli abi, hayırlı cumalar, Allah kabul etsin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir